DEPREM ZORLAYICIDIR AMA TEK ZORLAYICI O DEĞİLDİR

  • 16 Kasım, 2020 - 14:57

Yaşantımızda bir taraftan her şey olağan şekilde devam ederken diğer taraftan da olağanı yırtarcasına hayatımıza giren ani ve beklenmedik şekilde ortaya çıkan zorlayıcı olayların tesiriyle üzücü deneyimler yaşayabilmekteyiz.
Toplumumuzun maddi manevi desteği ile yaralar kısmen de olsa sarılabilmekte, zarar görenlerin yalnız kalmayacakları gösterilmekte ve bu onlar için en büyük destek olmaktadır.
Sürecin toplumsal boyutu bu şekilde ilerlerken ruhsal boyutuda kişiyi etkilemekte ve psikolojik bozukluklara yol açabilmektedir. Bu süreçte yaşamın anlamı değişir..
Dehşeti yaşatan, ölüme sebep olabilen deprem karşısında korkmak, son derece normaldir. Gerekli önlemlerin alınması bu korkuyu yenmek için atılacak en büyük adımdır; bina sağlamlığının kontrolü, acil durum çantası, ilk yardım eğitimi, hayat üçgeni vb..
Bir süre deprem gibi olumsuz deneyimlerle zihnimiz meşgul olurken bir de bakarız ki; bizim için kısa bir süre mola verdiğini sandığımız hayat olağan akışına devam ediyor. Eğer tekrar yaşama tutunup uyum sağlarsak hayat bizim için de devam eder. Ama içinde bulunduğumuz sürecin olumsuz ruhsal etkisinden kurtulamazsak yaşam bizim için daha farklı seyreder.
Aslında giderek artan yaşam deneyimleriyle zorlayıcı olayların yaşamın bir parçası olduğunu, kolayı ile zoru ile yaşamın bir bütün olduğunu daha iyi kavrarız.
Zorlayıcı yaşam olayları karşısında vereceğimiz mücadele ile kazanacağımız deneyim hayata daha güçlü bir şekilde uyum göstermemizi sağlayabilir. Daha önce bir zorluğun üstesinden gelebilmişsek başka bir zorlukla karşılaşınca cesaretimiz artar..
Zorlayıcı olaylar karşısındaki tutumumuz çok önemlidir. Sanki başka zorluk yokmuş gibi, sanki başka zorlukla karşılaşmayacakmışız gibi, bütün enerjimizi, dikkatimizi, zamanımızı bir olay üzerinde yoğunlaştırdığımızda tüm geçmiş ve gelecek yaşantımızın bu olay ile ilintili olacağına ya da şekilleneceğine inanmış olarak buluruz kendimizi.
İşlevsel olmayan düşüncelerimiz hayata uyumumuzu zorlaştırır. Bunları işlevsel hale dönüştürerek huzur bulabiliriz.
Bazen kendi başımıza çözüm aramamız yerine bir profesyonele başvurmak daha uygun olabilir.